Anonim Şirket Yönetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluk Nedenleri
- Nilay Hamide Hızlı

- 7 Oca 2025
- 6 dakikada okunur
1. Kusura Dayanan Sorumluluk
Yönetim kurulu üyeleri, Kanun'dan doğan ve şirket esas sözleşmesinde belirlenen yükümlülüklerine uygun davranmakla mükelleftirler. Yönetim kurulu üyeleri yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ederlerse şirketin, pay sahiplerinin ve şirket alacaklılarının uğramış oldukları zararlardan dolayı sorumlu olurlar. Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu bir kusur sorumluluğudur. Bu nedenle yönetim kurulu üyesi, üzerine düşen dikkat ve özeni yerine getirdiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecektir. Yani nihai olarak yöneticilerin tazminat yükümlüsü olarak kabul edilebilmeleri “kusurlarıyla” kanuna veya esas sözleşmeye aykırı davranmış olmalarına bağlıdır. Kusur şartı TTK m. 553/1’de açıkça ifade edilmiştir (“kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde”).
2. Sözleşmeden Doğan Sorumluluk
Yönetim kurulu üyeleri ile şirket arasında sözleşmesel ilişki bulunmaktadır. Sözleşmenin türü doktrinde tartışmalı olmakla beraber genel kabul aradaki ilişkinin bir vekâlet ilişkisi, sözleşmenin de bir vekâlet sözleşmesi olduğu yönündedir. Dolayısıyla yönetim kurulu üyelerinin yükümlülüklerine uygun davranmamaları şirket ile aralarındaki sözleşmenin ihlali anlamına gelecektir. Bu nedenle açılacak sorumluluk davasında sözleşmenin ihlali sebebine dayanılması da mümkündür.
Yönetim kurulu üyesi ile şirket arasındaki ilişki sözleşme temeline dayandığından, sözleşmesel sorumluluktaki kusur karinesi geçerlidir. Bu nedenle açılan bir sorumluluk davasında yönetim kurulu üyesi, ilgili olayda bir kusurunun olmadığını ispat külfeti altındadır. Zarara neden olan işleme katılmama, kararın alındığı müzakereye katılmama gibi hususlar kusur karinesini çürütmede kullanılabilir.
3. Müteselsil Sorumluluk
TTK madde 557'de teselsül olarak ifade edilen, birden çok yönetim kurulu üyesinin aynı zarardan sorumlu olmaları hali düzenlenmiştir.
Hükme göre, zarara birden çok yönetim kurulu üyesi sebebiyet vermişse, ilgili zarardan her bir yönetim kurulu üyesi, kusuruna ve durumun gereklerine göre, zararın şahsen kendisine yükletilebildiği ölçüde, diğerleriyle birlikte müteselsilen sorumlu olacaktır.
Bu halde açılacak tazminat davasında birden çok sorumlu kişi zararın tamamı için birlikte dava edilebilir ve hâkimin aynı davada her bir davalının tazminat borcunu belirlemesi istenebilir
Yetki ve Sorumluluk Arasında Orantılılık İlkesi
Yönetim Kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin bir diğer prensip de verilen yetki ile üstlenilmesi gereken sorumluluk arasındaki orantıdır. Bir kimse yetkileri dahilinde sorumlu tutulacaktır. Nitekim TTK m. 553/3 uyarınca “Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz.” Maddede yer alan “kontrolü dışında kalan” ifadesi görev paylaşımı aşamasında önemli olup bir kimsenin görev dağılımı yaparken gereken özeni göstermesi durumunda sorumluluğu doğmayacaktır.
Özel Sorumluluk Halleri
TTK m.549'a göre Belgelerin Ve Beyanların Kanuna Aykırı Olması şirketin kuruluşu, sermayesinin artırılması ve azaltılması, birleşme, bölünme, tür değiştirme ve menkul kıymet çıkarma gibi işlemler ile ilgili belgelerin yanlış, hileli, sahte olmasından doğan zararlardan belgeleri düzenleyenler veya beyanları yapanlar ile kusurlarının varlığı hâlinde bunlara katılanlar sorumlu olacaktır.
TTK m.550'ye göre Sermaye Hakkında Yanlış Beyanlar Ve Ödeme Yetersizliğinin Bilinmesi sermaye tamamıyla taahhüt olunmamış veya karşılığı kanun veya esas sözleşme hükümleri gereğince ödenmemişken, taahhüt edilmiş veya ödenmiş gibi gösterenler ile kusurlu olmaları şartıyla, şirket yetkilileri, bu payları üstlenmiş kabul edilecek ve payların karşılıkları ile zararı faiziyle birlikte müteselsilen ödeyeceklerdir. Aynı şekilde sermaye taahhüdünde bulunanların ödeme yeterliliğinin bulunmadığını bilen ve buna onay verenler, söz konusu borcun ödenmemesinden doğan zarardan sorumlu olacaklardır.
TTK m.551'e göre Değer Biçilmesinde Yolsuzluk aynî sermayenin veya devralınacak işletme ile ayınların değerlemesinde emsaline oranla yüksek fiyat biçenler, İşletme ve aynın niteliğini veya durumunu farklı gösterenler ya da başka bir şekilde yolsuzluk yapanlar, bundan doğan zarardan sorumlu olacaklardır.
TTK m.552'ye göre Halktan Para Toplamak (TTK m. 552) bir şirket kurmak veya şirketin sermayesini artırmak amacıyla yahut vaadiyle halka her türlü yoldan çağrıda bulunularak para toplanması yasaktır.
Yönetim kurulu üyelerinin sayılan bu durumları kusurlarıyla gerçekleştirmeleri halinde sorumluluklarına gidilebilecektir.
TTK m.1524'e göre Anonim Şirket İçin Web Sitesinin Açılmaması 97’nci maddenin dördüncü fıkrası dolayısıyla denetime tabi olan sermaye şirketleri, kuruluşlarının ticaret siciline tescilinden itibaren üç ay içinde bir internet sitesi açmak ve belli bir bölümünü TTK 1524. maddesinin yayımlanmasını öngördüğü hususların yayımlanmasına özgülemek zorundadır. Söz konusu yükümlülüğün yerine getirilmemesi durumunda meydana gelen tüm Kanuna aykırılıklardan ve zararlardan kusuru bulunan yöneticiler ile yönetim kurulu üyeleri sorumludur.
Ayrıca, TTK’nın 1524. maddesinde belirtilen sorumluluk halinin ihlali durumunda 562/12’e göre yönetim organı üyeleri için , yüz günden üçyüz güne kadar adli para cezası ve aynı madde uyarınca internet sitesine konulması gereken içeriği usulüne uygun bir şekilde koymayan bu fıkrada sayılan failler için yüz güne kadar adli para öngörülmüştür.
Anonim Şirket Yönetim Kurulu Üyelerinin Kamu Borçlarından Sorumluluğu
Anonim şirketin kamu borçları öncelikle asıl borçlu olan anonim şirketten tahsil edilmeye çalışılır. Borcun şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılır ya da tahsil edilemezse borç ikinci derece sorumlu olan yönetim kurulu üyesinin malvarlığından karşılanır.
Vergi Borçlarından Sorumluluk
Anonim şirketler birer tüzel kişi olduklarından çeşitli haklara sahip olup çeşitli yükümlülükler altına girebilirler. Bu yükümlülüklerinden biri de anonim şirketin vergi borçlarıdır. Kural, vergi borcunun öncelikle asıl borçlu olan şirket tüzel kişiliğinden tahsil edilmesi, asıl borçludan tahsil edilememesi halinde ise ikinci derecede sorumlu olan kişilerden tahsil edilmesidir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde tüzel kişinin vergi sorumlusu olması halinde vergi sorumluluğundan doğan yükümlülüklerinin şirketin kanuni temsilcisi tarafından yerine getirileceği düzenlenmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise kanuni temsilcilerin ilgili yükümlülükleri yerine
getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı düzenlenmiştir. Yönetim kurulu üyeleri şirketin kanuni temsilcisi olduğundan, şirketin vergi sorumluluğundan kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmeleri gerekmektedir. Aksi takdirde şirketin vergi borcunun tahsili için öncelikle şirkete başvurulur; şirketten tahsil sağlanamaması halinde ise vergi borcu yönetim kurulu üyesinin malvarlığından karşılanır.
Kamu Borçlarından Sorumluluk
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un mükerrer 35. maddesine göre tüzel kişi şirketten tamamen tahsil edilemeyeceği anlaşılan veya da tahsil edilemeyen kamu alacakları şirketin kanuni temsilcilerinin malvarlıklarından tahsil edilir. Dolayısıyla yönetim kurulu üyeleri şirketin zamanında ödenmeyen kamu borçlarından ikinci derecede sorumludurlar.
Yönetim Kurulu Yetkilerinin Devri Halinde Sorumluluk
Türk Ticaret Kanunu uyarınca yönetim kurulunun görev veya yetkisini üçüncü kişilere devretmesi mümkündür. Böyle bir devir halinde yönetim kurulu üyeleri, görev ve yetkinin devredildiği kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmayacaklardır.
Genel kural bu olmakla birlikte kanun koyucu görev ve yetkinin devredildiği durumlarda da yönetim kurulunun bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmaya devam edeceği üst gözetim yükümlülüğü olarak ifade edilen istisnai bir hal belirlemiştir. Yönetim kurulu üyelerinin, yönetim kurulunun görev ve yetkilerini devretmiş oldukları üçüncü kişilerin seçiminde makul derecede dikkat ve özen göstermeleri gerekmektedir. Aksi takdirde yetki devrinde bulunan üye ilgili kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu tutulabilecekleridir.
Sorumluluğun Sona Ermesi
Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu iki halde sona erebilmektedir. Bu durumlardan ilki genel kurulda yönetim kurulu üyesi hakkında ibra kararı alınması, ikincisi ise Kanun'da belirtilen zamanaşımı süresinin dolmasıdır.
İbra
Şirketler hukukunda ibra, yönetim kurulu üyelerinin ibraya konu hesap dönemimdeki iş ve işlemlerinin ekonomik ve hukuki sonuçlarının genel kurul tarafından onaylandığına ilişkin irade açıklamasıdır. İbra kararı almaya yetkili organ şirketin genel kuruludur. Genel kurul, yönetim kurulu üyelerinin tamamının ibra edilmesi yönünde karar alabileceği gibi yalnızca bir kısmının ibra edilmesi yönünde de karar alabilir.
Yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluklarına gidilebilmesi için genel kurul tarafından alınmış bir ibra kararı olmaması gerekmektedir. Genel kurul tarafından açık ibra kararı veya bilanço hesabının tasdikiyle gerçekleşen ibra kararı alınmış ise, işbu ibraya ilişkin alınan genel kurul kararı iptal edilmeden ibraya olumlu oy veren kişiler tarafından yönetim kurulunun hukuki sorumluluğunun doğduğundan bahisle dava açılamayacaktır. Ancak ilgili ibra kararında olumlu oy kullanmayan diğer pay sahipleri, ibra kararından itibaren 6 ay içerisinde yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumlulukları için dava açabileceklerdir.
İbra kararı sadece genel kurulun bilgisi dâhilinde olan durum ve olaylarla sınırlıdır. Dolayısıyla genel kurulun bilgisine sunulmamış bir durum söz konusu ise alınan ibra kararı yönetim kurulu üyesinin bu durumdan kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır.
TTK madde 424 uyarınca genel kurulda bilançonun onaylanmasına ilişkin bir karar alınmış ve kararda aksi açıkça belirtilmemişse ilgili karar yönetim kurulu üyelerinin ibrası sonucunu da doğurur. Bununla beraber önemle belirtmek gerekir ki ibra kararı şirketin iç ilişkisini ilgilendirir ve iç ilişkisini bağlar. Bu nedenle ibra kararı şirket alacaklıları tarafından açılacak davayı etkilemeyecektir.
Zamanaşımı
Türk Ticaret Kanunu'nun 560. maddesi ile yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu için zamanaşımı süresi öngörülmüştür.
Hükme göre, tazminat isteme hakkı, zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. İlgili fiil aynı zamanda cezayı da gerektiriyorsa ve Türk Ceza Kanunu'na göre daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunuyorsa, tazminat davasına da bu zamanaşımı uygulanır.
Şirkete Verilen Zararın Tazmini
Yönetim kurulu üyelerinin yükümlülüklerine aykırı davranmaları dolayısıyla meydana gelen zararlar için, zararı meydana getiren yönetim kurulu üyesine karşı tazminat davası açılabilir. İlgili davada görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesi, yetkili mahkeme ise şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir. Şirketin uğradığı zararın tazmini için açılacak sorumluluk davasının davacısı; şirket, pay sahipleri ve istisnai olarak şirket alacaklıları olabilir. Zira alacaklıların yalnızca şirketin iflası halinde, iflas idaresi tarafından tazminat talebi ileri sürülmezse dava açma hakkı vardır. İlgili davanın davalısı ise sorumluluk doğuran eylemi gerçekleştiren yönetim kurulu üyesi veya üyeleridir.
Şirketin uğradığı zarar nedeniyle açılan tazminat davası pay sahibi veya alacaklılar tarafından açılsa dahi tazminatın şirkete ödenmesi talep edilmelidir. Zira pay sahibi ve alacaklıların zararı yansıma zarardır.
Sorumluluk Sigortası
TTK m. 361’de daha önce olmayan yeni bir düzenleme ile Yönetim kurulu üyelerine sorumluluk sigortası yaptırabilmelerine ilişkin düzenlemeye yer verilmiştir. Madde hükmü “Yönetim kurulu üyelerinin, görevlerini yaparken kusurlarıyla şirkete verebilecekleri zarar, şirket sermayesinin yüzde yirmibeşini aşan bir bedelle sigorta ettirilmiş ve bu suretle şirket teminat altına alınmışsa, bu husus halka açık şirketlerde Sermaye Piyasası Kurulunun ve ayrıca pay senetleri borsada işlem görüyorsa borsanın bülteninde duyurulur ve kurumsal yönetim ilkelerine uygunluk değerlendirmesinde dikkate alınır.” şeklinde olup yönetim kurulu üyeleri için getirilen ve üçüncü kişilerin zarara uğraması halinde başvurabilecekleri sigortanın miktarı serbest olup şayet şirket sermayesinin yüzde yirmi beşini aşarsa söz konusu hususun SPK yahut borsada duyurulması düzenlenmiştir.

Yorumlar